Bid'at Ne Demek

1-) Alm. Neuereng (f.), Fr. İnnovation (f.), İng. Innovation, Heresy. İslam dininde, Peygamber efendimiz ve O'nun dört halifesi zamanında bulunmayıp da, dinde sonradan meydana çıkarılan Sünnete, yani Muhammed aleyhisselamın bildirdiği din bilgilerine uymayan, itikat (inanış), amel (iş) ve sözler, hurafeler. Dinde yapılmak istenilen her değişiklik ve reform bid'attir. Sözlükte, önceleri olmayıp, sonradan ortaya çıkan şey manasına gelen bid'at, adette ve dinde olmak üzere ikiye ayrılır.

Adette bid'at: Adet olarak, her kavmin, her memleketin yaptıkları şeylerdir. Bunlardan dinen yasak olmayıp, insanlara faydalı olanları yapmak ve kulanmakta hiçbir mahzur yoktur. Pantolon, çeşitli ayakkabı, çatal, kaşık kullanmak, yemeği masada yemek, herkesin tabaklarına ayrı koymak, ekmeği bıçak ile dilimlere ayırmak, çeşitli eşyaları kullanmak, kadınların manto giymeleri hep adete bağlı şeylerdir. Bunları kullanmanın dinen mahzuru yoktur.

Dinde bid'at: Dinde yapılan her türlü değişiklik ve reformlardır. Bunlar ikiye ayrılır. Birincisi; inanılması mecburi olan bilgilerde, sözleri sened olan Ehl-i sünnet alimlerinin bildirdiği itakada uymayan inanışlardır. Böyle inanışlar sahibini Cehennem'e götürür. İkincisi; ibadet olarak yapılan yenilikler, reformlardır. Bunların hepsi dinde yasaktır. Peygamberimiz hayattayken, İslam dini her bakımdan tamam olmuştur.Hiçbir noksanlık kalmamıştır. Dolayısıyla itikat ve ibadette sonraki asırlarda ortaya çıkarılan şeyler, bir noksanı tamamlayıcı değil, tamam olandan bir parçayı kaybettirici ve unutturucudur. Bu bakımdan İslam dinini anlatan temel kitaplarda, bid'at çıkarmak ve yaymanın İslam dinini yıkmak olduğu ifade edilerek, her ortaya çıkan bid'atin bir sünneti yok ettiği bildirilmiştir. Bid'atler arttıkça, İslamiyet zayıflar ve din unutulur.

Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellemin bid'at ile ilgili olarak buyurdukları hadis-i şeriflerin bazıları şunlardır:

Bid'atlerin hepsi dalalettir (sapıklıktır), yoldan çıkmaktır.

Bid'at sahiplerinin ibadetleri kabul olmaz (yani sevab verilmez).

Bir kimse, bir bid'at meydana çıkarsa veya bir bid'ati işlese, Allahü tealanın ve meleklerin ve bütün insanların laneti, onun üzerine olur. Onun farzları ve nafile ibadetleri kabul olmaz.

Bid'at sahibine hürmet eden kimse, İslamiyeti yıkmaya yardım etmiş olur.


2-)

Daha önce mevcut olmayan, sonradan ortaya çıkan amel ve inançlar.

Hz. Peygamber ve Ashab-ı Kiram dönemlerinde görülmeyip onunla amel edilmeyen, hatta bir benzeri olmayan ve İslam'dan olmadığı halde sonradan ortaya çıkan ve ibadet kabul edilen görüş ve ameller, sünnete aykırı davranışlar.

Bid'at'ın kapsamı konusunda farklı bakış açılarının olmasından dolayı İslam bilginleri tarafından farklı tarifler yapılmıştır.

Kimi alimlere göre bid'at, Hz. Peygamber (s.a.s.)'den sonra meydana gelen her şeydir. Bu tarifi yapan alimler bid'ate sözlük anlamından daha geniş bir anlam yüklemişlerdir. Bu sebeple de sonradan çıkan amel ve inançları iyi ve kötü olmak üzere ayırmak mecburiyetinde kalmışlardır. Sonradan ortaya çıkıp Kur'an ve Sünnet'e muhalif olmayan ya da emirlerinin bir gereği olan şey(ere bid'at-i hasene (güzel bid'at); muhalif olanlara ise, bid'at-i seyyie (kötü bid'at) ismini vermişlerdir. Ayrıca bid'at-i haseneyi kendi arasında, bid'at-i seyyieyi de kendi arasında ayrı kısımlara tabi tutmuşlardır. Böylece bid'at, vacib, mendub, mübah, mekruh ve haram olmak üzere beş kısma ayrılmaktadır. Mesela Kur'an ve Sünnet'in anlaşılması için zorunlu olan Arap gramerini bilmek, fıkıh, fıkıh usulü gibi ilimlerle uğraşmak vacib; Ehl-i Sünnet itikadına muhalif sapık fırkaların ileri sürdükleri görüşler ise, bu alimlere göre, haram bid'at kapsamında mütalaa edilmektedir. (Tahanevi, Keşşafu İstilahati'l-Funun, İstanbul 1984 I, 133).

Bid'ati bu şekilde tarif edip taksimata tabi tutanlar, Kur'an ve Sünnete muhalif olmayan ya da emirlerinin bir gereği olan"şeylere bid'at isminin verilmesine dayanak olarak, Hz. Ömer'in şu sözünü ileri sürerler:

Hz. Ömer, Übey b. Ka'b'in, (r.a.) sekiz rekat olan teravih namazını yirmi rekat olarak kıldığını ve Rasulüllah (s.a.s.) döneminde münferiden kılınan bu namazın cemaat halinde kılındığını gördüğünde: "Bu ne güzel bid at"demiştir. (Muhammed Revvas Kal'aci, Mevsüatu Fıkhı Umar b. e!Hattab, Kuveyt 1984, s. 125).

Diğer alimlerin bid'at tarifleri ise şöyledir: Hz. Peygamber (s.a.s.)'den sonra ortaya çıkan, din ile alakalı olup bir ilave veya eksiltme mahiyetinde olan her şeydir. (Hayreddin Karaman, İslamın Işığında Günün Meseleleri, İstanbul 1982, II, 248).

Bu alimlere göre önceki gruptakilerin "bid'at-i hasene" kapsamına soktukları şeyler haddi zatında bid'at değildir. Onlara bid'at ismini vermek yanlıştır. Çünkü bu gibi şeylerin Kur'an ve Sünnet'te dayanakları vardır. Bunlara sonradan çıkmış şeyler nazariyle bakılamaz. Rasulullah (s.a.s.), şu hadislerinde bid'atin tarifini yapmışlardır: "Sonradan ortaya çıkan herşey bid'attır; her bid'at sapıklıktır ve her sapıklık insanı ateşe sürükler. "(Müslim, Cumua, 43; Ebu Davud, Sünnet 5; Nesai, lydeyn, 22; İbn Mace, Mukaddime, 7).

Huzeyfe b. el-Yaman'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte: "Allah bid'at sahibinin orucunu, namazını, sadakasını, haccını, umresini, cihadını, sarfını (maddi yardımını), şehadetini kabul etmez. O, kılın yağdan çıktığı gibi İslam'dan çıkar. " (İbn Mace, Mukaddime, 7/49). Bu ikaz karşısında müslümanların dikkatli davranacakları ve bid'atın ne olduğunu araştıracakları muhakkaktır. Abdullah b. Abbas (r.a.)'dan rivayet edilen bir hadiste şöyle buyrulur: "Allah, bid'at sahibinin amelini, bid'atından vazgeçinceye kadar kabul etmez." (İbn Mace, Mukaddime, 7/50). Amellerinin kabul edilmeyeceğini bilen bir müslüman korkar ve neyin bid'at olup, neyin olmadığını araştırır.

Mesela, Rasulullah'a selam ve salat Allah'ın emridir. Ama Rasulullah'ı anmak için dini törenler yapmak ve mevlit okutmak kimin emridir?

Ölüleri hayırla anmak ve onlara dua etmek sünnette vardır. Ama ölüler için mevlit okutup, kırkıncı, elli ikinci geceleri tertip etmek İslam'ın hangi hükmüne dayanır. Allah için sadaka vermek, zekat ve fitre dağıtmak Allah'ın emri gereğidir. Ama ölen birisi için devir, yani ölünün ibadet borcunu düşürmek için mal ve para taksimi yapmak, sabun, iğne, iplik dağıtmak kimin emridir?

Aslında her iki gruba göre de dinin aslına olan ilave ya da aslından yapılan eksiltmeler yasaklanmış olup, kötü bir bid'attır. Ancak ikinci grup alimlerin bid'atin tarifi konusunda daha tutarlı oldukları görülmektedir. Çünkü ilk grubun bid'at-i hasene kapsamına soktukları şeyler, aslında sonradan çıkmış şeyler değildir; onların Kur'an ve Sünnet'te dayanakları vardır.

Şu da bir vakıadır ki, birinci gruba tabi olan fakat bu alimlerin ne demek istediklerini hakkıyla anlamayan mukallidleri, dinde eksiltme ya da fazlalık durumunda olan şeyleri de bazen bid'at-i hasene kapsamına sokmuşlar; ikinci gruptakilerin mukallidleri ise, bid'at sayılmaması gereken bazı hususları bid'at kapsamına sokarak onlara karşı çıkmış ve hemen hemen her ictihada bid'at demeye başlamışlardır.

Kur'an-ı Kerim'i bir mushaf içerisinde toplamak, hadisleri derleyip toplayarak kitap haline getirmek, camilerin yanında minare yapmak, her ne kadar Hz. Peygamber (s.a.s.)'den sonra olmuş birer bid'at iseler de, bunlar bid'at kapsamına girmeyen güzel şeylerdir, İslam'a aykırı değildir.

Bunun aksine yukarıda sözkonusu ettiğimiz hususlar kötü bid'at olup caiz değildir. Çünkü bu adetler sonradan meydana çıkmış ve İslami itikatlarla çelişmektedir.

Bid'atlar alanları itibariyle de kısımlara ayrılmaktadır. İtikadi konularla ilgili olanlara "itikadi bid'atler", iş ve hareketle ilgili olanlara da "ameli bid'atler" denir. Ayrıca mahiyetleri itibariyle küfrü gerektiren ve gerektirmeyen bid'atler vardır.

Günümüzde pek çok bid'at, müslümanların hayatına girmiştir. Bu sebeple dininin emirlerini yerine getirmek isteyen her kişi, bu hususa dikkat etmeli; dinde eksiltme ya da ilave mahiyetinde olan söz, tavır ve davranışların yasaklanmış şeyler olduğunu bilerek bunları hayatından ayıklayıp atmalıdır. Burada müracaat edilecek yegane kaynak ise, Kur'an ve Sünnet'tir..


3-) İslam dininde Hz. Muhammed zamanından sonra ortaya çıkan değişik yargılar ve ilkeler.


4-) Sonradan türeyen şey.


5-) (Bid'a) Sonradan çıkarılan adetler. (Osmanlıca'da yazılışı: bid'at)


Sizde içinde "Bid'at" geçen bir cümle paylaşın !


Son Aranan Kelimeler