Kenz (Degerlı Esyaları Stok Etme) Ne Demek

1-)

Define, hazine, yeraltında saklı kalmış değerli eşya, para veya altın, malları üst üste yığıp stok etme.

İslam dini temelde malın belirli ellerde toplanmasına karşıdır. Bu sebeple de belirli ellerde toplanmasını engelleyecek bir takım tedbirler almıştır. Bu tedbirlerden biri de para ve mal stokçuluğunun engellenmesidir. Toplumun birlik ve beraberliği, fertler arası kardeşliğin oluşması, malın adil bir şekilde toplum fertleri arasında dağılmasıyla sağlanır. Bu sebeple İslam zekatın yanısıra infak kurumunu getirmiş ve bunu teşvik etmiştir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda sarfetmeyenler var ya; işte onlara acı bir azabı müjdele! O gün Cehennem ateşinde bunların üzeri ısıtılı(p pullanı)r; bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanır; 'İşte kendiniz için yığdıklarınız, yığdıklarınız tadın' denir" (et-Tevbe, 9/34-35).

Âyette isim olarak altun ve gümüş zikredilmişse de, her türlü mal stoku için durum aynıdır (Kurtubi, el-Cami'li Ahkami'l-Kur'an, Beyrut 1965, VIII, 133).

Aynı şekilde "Ona bir kenz indirilmeli veya beraberinde bir melek gelmeli değil midir?" (Hud, 11/'12) ayetinde büyük servet anlamında kullanılmıştır.

Zekatı verilmiş malın stok edilmesinin yasaklanmış kenz'e girip girmeyeceği hususunda alimler değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Âlimlerin çoğunluğuna göre, böyle bir mal, yasaklanan kenz kapsamına girmez. Hz. Ömer (r.a.) bu görüştedir. İbn Abbas'tan nakledildiğine göre yukarıda söz konusu ettiğimiz ayet indiğinde sahabiler zor durumda kaldı, ne yapacaklarını bilemez oldular. Hz. Ömer; "Ben bu sıkıntınızı gideririm" diyerek Peygamber (s.a.s)'e gitti. "Ey Allah'ın Rasulü, bu ayet ashabına ağır geldi" dedi. Bunun üzerine Rasulüllah (s.a.s); "Allah zekatı, ancak arta kalan malı helal kılsın diye emretti" buyurdu. Bu arada Hz. Ömer "Allahu ekber!" dedi. Peygamber (s.a.s) sözlerine şöyle devam etti: "Kişinin kenz edeceği şeyin en hayırlısını söyleyeyim mi? Saliha kadındır; ona baktığı zaman kendisini sevindirir, ona bir şeyi emrettiği zaman kendisine itaat eder, hazır bulunmadığı durumlarda da mal ve namusunu korur" buyurdu (Ebu Davud, Zekat, 32).

Hz. Ömer'in oğlu Abdullah şöyle demiştir: "Zekatı ödenen mal, yerin yedi tabakasının altında saklansa da 'kenz' değildir. Ama ortalıkta da olsa, zekatı ödenmediği takdirde 'kenz'dir' Aynı görüş, İbn Abbas, Cabir ve Ebu Hüreyre'den de nakledilmiştir (İbn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim, Kahire, ty, IV. 80-81).

Bazı alimlere göre ise, stok edilen mal, zekatı ödenmiş olsa bile yasaklanan 'kenz'e girer. Bu görüşte olanlar, yukarıdaki ayetle birlikte şu ayeti de delil olarak zikrederler: "Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik, o (kimsenin iyiliği) dir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere inanır; Allah rızası için yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere ve boyunduruk altında bulunan (köle ve esirlere) mal verir; namazı kılar, zekatı verir..." (el-Bakara, 2/177).

Dikkat edilirse ayette hem zekat zikredilmekte, hem de yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara infaktan bahsedilmektedir. Âyetin baş tarafında zikredilen infak, zekatın aynısı olsaydı, ayrıca zekatın zikredilmesinin bir anlamı kalmazdı (Taberi, Camiu'l-Beyan'an Te'vili Âyati'l Kur'an, Kahire, ty. III, 348; Kurtubi, a.g.e., II, 241-242).

Bu alimlere göre servette zekat dışında hak vardır. Bu görüşün en şiddetli ilk savunucusu sahabi Ebu Zerr el-Gifari'dir. Ona göre yiyecek maddeleriyle normal geçim imkanlarından fazla elde tutulan bütün mallar stok olup sahibi şer'an kınanmıştır. Ebu Zerr, insanları bu görüşe teşvik etmiş ve muhalefet edenlere şiddetle çatmıştır (Kurtubi, a.g.e., VIII, 125).

Kurtubi, Ebu Zerr'in bu görüşünü şöyle bir ihtimal ile yorumlamaktadır: Kenz ile ilgili ayet, müslümanların gerçekten maddi sıkıntı içerisinde oldukları, Muhacirlerin büyük maddi sıkıntılar içerisinde olup Peygamber (s.a.s)'in bu maddi sıkıntılarını karşılayamadığı bir dönemde inmiş olmalı. Zira beytu'l-mal sahabilerin ihtiyaçlarını o gün için karşılayamıyordu. İşte müslümanlar bu durumda olduğu bir sırada ihtiyaçtan fazlasının stok edilmesi bu ayetle yasaklanmıştır. Gerçekten de böyle durumlarda altın ve gümüşü biriktirmek caiz değildir. Müslümanlar o sıkıntılı durumdan kurtulduktan sonra, sadece zekatlarını ödemekle yükümlü tutulmuşlardır (Kurtubi, a.g.e., VIII, 125-126).

Kurtubi'nin bu yorumu gayet makuldür ve her ne zaman müslümanlar aynı durumu yaşamakla karşı karşıya kalırlarsa aynı hüküm sözkonusu olur. Gerçekten de müslümanlar maddi sıkıntı içerisinde kıvranırken onlardan birinin servet biriktirmesi, iman kardeşliğiyle bağdaşmayan bir tavır ve tutumdur.

Mallarını kenz edip üstelik zekatlarını da ödemeyen kişilerin ahirette çekeceği azapla ilgili Hadislerde sözkonusu edilen azap sahneleri, ahirete inanan herkesi ürpertecek sahnelerdir. Bu hadislerin birinde şöyle buyurulmaktadır: "Ölüp de arkasında kenz bırakan kişi, kıyamet günü bıraktığı o kenz, gözlerinin üstü simsiyah kocaman kel bir yılana dönüşür ve onun ardına düşer. Kişi; 'Ne oluyor sana, ne istiyorsun benden?'der. Yılan; 'Öldükten sonra geriye bıraktığın kenz'inim' der ve o kisbyi takip eder; ağzıyla elini lime lime ederek çiğner, sonra da gövdesini kırıp çiğnemeğe başlar" (Buhari, Tefsiru Sure (3), 14, Hayl, 3; Müslim, Zekat, 27, 28; Nesai, Zekat, 2, 6; İbn Mace, Zekat, 2)..

 


Sizde içinde "Kenz (Degerlı Esyaları Stok Etme)" geçen bir cümle paylaşın !


Son Aranan Kelimeler