Nafıle Ne Demek

1-)

Bağış, hibe, ganimet malı, zorunlu olmaksızın yapılan iş. Farz veya vacib namazlar dışında kalan ve Resulullah (s.a.s)'ın kıldığına dair rivayet bulunan namazlar demektir. Bunlar da sünnet olan nafileler ve mendup olan nafileler olmak üzere ikiye ayrılır. Sünnet olan nafile, Allah elçisinin yapmağa devam ettiği ve ancak nadir olarak yapmadığı kuvvetli işlerdir. Kimi zaman bu işleri yapmamasının sebebi insanlara farz olmadığını göstermektir. Mendup olan nafile ise, Hz. Peygamber'in bazan yapıp, bazan yapmadığı, kuvvetli olmayan sünnetlerdir. Menduba müstehap da denir.

Fıkıh usulünde nafile, sünnet, tatavvu, müstehap ve ihsan terimleri "mendup"la eş anlamda kullanılır. Nafile ibadetleri aşağıdaki şekilde tasnif etmek mümkündür:

Müekked olan sünnetler:

Beş vakit namaza ve cuma namazına bağlı olarak kılınan namazların bir bölümü müekked sünnettir. Bir hadiste bu nitelikteki sünnetler şöyle belirlenmiştir: "Her kim bir gün ve gecede, farz namazlar dışında on iki rekat namaz kılarsa, Allah Teala ona cennette bir ev bina edecektir. Bunlar şu namazlardır: Sabah namazından önce iki rekat, öğleden önce dört rekat, öğleden sonra iki rekat, akşamdan sonra iki rekat ve yatsıdan sonra iki rekat" (Tirmizi; Salat, 189; Nesai, Kıyamül-Leyl, 66; Ibn Mace, Ikame, 100).

Namazlara bağlı olan müekked sünnetleri şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Sabah namazının farzından önce kılınan iki rekatlık sünnet: Bu namaz en kuvvetli bir sünnettir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Sizi atlar kovalasa da sabah namazının iki rekat sünnetini terketmeyin" (Ahmed b. Hanbel, II, 405). "Sabah namazının iki rekatısünneti dünyadan ve dünyada bulunan herşeyden daha hayırlıdır" (Müslim, MiŞafirin, 96, 97; Tirmizi, Salat, 190). Hz. Âişe şöyle demiştir: "Hz. Peygamber, sabah namazının iki rekatıgibi başka hiç bir nafile namaza devam etmemiştir" (Buhari, Teheccüd, 27; Müslim, MiŞafirin, 94; Ebu Davud, Tatavvu', 2; Ahmed b. Hanbel, VI, 43, 54, 170).

Başka bir sünnet kaza edilmezken, yukarıdaki hadisler sebebiyle, sabah namazını kılamayan kişi aynı gün zevalden önce onu kaza ederken sünnetini de birlikte kılar. Diğer yandan ikinci rekatta bile imama yetişebileceğini anlayan kimse önce sünneti kılar, daha sonra imama uyar.

2. Öğle veya cuma namazından önce kılınan dört rekat namaz. Hz. Âişe şöyle demiştir: "Resulullah (s.a.s) öğleden önce dört, sabah namazından önce de iki rekat namaz kılmayı terketmezdi" (Nesai, Kıyamü'l-Leyl, 56).

3. Öğle namazından sonraki iki rekat namaz. Bu iki rekat, müekked sünnet olup, bunun dörde tamamlanması ise menduptur. Cuma namazından sonra tek selamla kılınan dört rekat nafile namaz da müekked sünnetlerdendir. Hadiste şöyle buyurulur:

"Hz. Peygamber cuma namazından önce dört, cuma namazından sonra dört rekat namaz kılar, rekatlar arasını selam ile ayırmazdı" (Zeylai, Nasbur-Rave, II, 206).

4. Akşam namazından sonra iki rekat. Bu da Allah elçisinin devam ettiği sünnetlerdendir.

5. Yatsı namazından sonra iki rekat. Bunun delili; Gün ve gecede on iki rekat nafile namaza devam eden için Allah Teala'nın cennette bir köşk bina edeceğini bildiren hadistir (Tirmizi, Salat, 189; Nesai, Kıyamül-Leyl, 66; Ibn Mace, Ikame, 100).

6. Teravih namazı: Bu namaz erkek ve kadın için müekked sünnettir. Çünkü teravih namazına hem Hz. Peygamber, hem de ondan sonra raşid halifeler ve ashab-ı kiram devam etmişlerdir. Teravih namazını cemaatle kılmak sünnettir. Çünkü Resulullah (s.a.s), Ramazanın üçüncü, beşinci, yedinci ve yirminci gecelerinde bu namazı mescitte cemaatle kılmıştır. Sonra müminlere farz olur endişesiyle mescide çıkıp kıldırmamıştır (Zeylai, a.g.e., II, 152; eş-Şevkani, Neylül-Evtar, III, 50 vd.; ez-Zühayli, el-Fıkhul-Islami ve Edilletüh, Dimaşk 1405/1985, II, 43).

Teravih namazı Ramazan ayına mahsus olup, yatsı namazından sonra ve vitirden önce kılınır. Bu namazın gece yarısından veya gecenin üçte birinden sonraya bırakılması müstehaptır. Teravih namazı tek başına kılınabilir, fakat cemaatle kılınması daha faziletlıdır.

Hanefilere göre, teravih namazının rekat sayısı yirmi olup bu sayı Hz. Ömer'in uygulamasına dayanır. Çünkü Hz. Ömer halifeliğinin sonuna doğru bu namazı Mescid-i Nebevi'de Devlet başkanı olarak yirmi rekat kıldırmıştır. Bu miktara sahabeden karşı çıkan olmamıştır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Benden sonra, benim sünnetimden ve raşid halifelerimin yolundan ayrılmayın" (Ebu Davud, Sünnet, 5; Tirmizi, Ilim, 16; Ibn Mace, Mukaddime, 6; Darimi, Mukaddime, 16). Ebu Hanife'ye, Hz. Ömer'in yaptığı uygulama sorulunca şöyle demiştir:

"Teravih kuvvetli bir sünnettir. Hz. Ömer onu kendiliğinden çıkarmış değildir. O, bu konuda yeni bir şey de icad etmedi. O, bunu ancak kendi bildiği bir delile dayanarak yapmıştır. Resulullah (s.a.s)'den bir ahid olarak yapmıştır" (ez-Zühayli, a.g.e., II, 44).

Bazı hadis bilginleri ise Allah el-çisinin Ramazanda teravihi sekiz rekat olarak kıldığını tesbit etmişlerdir. Bunun delili, Buhari'nin ve başkalarının Hz. Âişe'den naklettikleri şu hadistir:

"Hz. Peygamber ne Ramazanda ve ne de Ramazan dışında on bir rekattan fazla nafile namaz kılmamıştır" (Buhari, Teheccüd, 16; Teravih, 1; Müslim, MiŞafirin, 125; Tirmizi, Mevakit, 208). Yine Ibn Hibban, Sahih'inde Cabir (r.a)'den şu hadisi rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber kendilerine sekizrekat namaz kıldırdıktan sonra vitir namazını kıldırmıştır" (eş-Şevkani, a.g.e., III, 53). Bu duruma göre, teravih namazının sekizrekatının müekked sünnet olduğunda şüphe yoktur. Ibnül-Hümam gibi bazı bilginler ise sekizrekattan fazlasının müstehap olduğunu söylemişlerdir. Bu durum yatsı namazının farzından sonra dört rekat nafile namaz kılmaya benzer ki, bunun da ilk rekatımüekked sünnet, iki rekatıda müstehap olur (Ibnül-Hümam, Fethul-Kadir, Mısır 1316/1898, I, 333, 334).

Gayrı Müekked Sünnetler:

Hz. Peygamber'in kesintisiz devam etmediği ve bazan terkettiği sünnetler olup bunlara mendup da denir. Bu namazlar şunlardır:

1. Ikindi namazından önce tek selamla kılınan dört rekat namaz. Resulullah (s.a.s) bu namaz hakkında şöyle buyurmuştur: "Ikindi namazından önce dört rekat namaz kılan kimseye Allah rahmet etsin" (Tirmizi, Salat, 301).

2. Yatsı: namazından önce kılınan dört rekat namaz. Hz. Âişe (r.anha)'den şöyle dediği nakledilmiştir:

"Hz. Peygamber, yatsıdan önce dört rekat namaz kılardı" (Zeylai, a.g.e., II, 145 vd.; eş-Şevkani, a.g.e., III, 18).

3. Evvabin namazı: Evvabin, evvab kelimesinin çoğulu olup, Allah Teala'ya çokça yönelen kişi anlamına gelir. Iki ila altı rekata kadar kılınabilir. Bir, iki veya üç selamla kılmak mümkündür. Hz. Peygamber, akşam namazından sonra altı rekat namaz kılınan evvabinden sayılacağını bildirmiş ve arkasından şu ayeti okumuştur: "Eğer siz iyi olursanız, şunu iyi bilin ki Allah kötülükten yüz çevirerek tevbeye yönelenleri (evvabin) son derece bağışlayıcıdır" (el-Isra,17/25; Ibn Kesir, Tefsir; Istanbul 1985, V, 64, 65; eş-Şürünbülali, Merakıl-Felah, Istanbul 1984, s. 74).

Bunlar farz namazlara tabi olan nafile namazlardır.

Bağımsız Nafile (Mendup) Namazlar:

Beş vakitteki farz namazların sünnetlerinden başka bir takım nafile namazlar daha vardır ki bunlar, müstehap, mendup veya tatavvu' adı verilen nafilelerdir:

1. Kuşluk namazı

En az iki rekat olup, sağlam görüşe göre, dört veya sekize kadar kılınabilir. Mendup bir namazdır. Vakti, güneşin bir mızrak boyu yükselmesi ile başlayıp, zeval vaktine yirmi dakika veya yarım saat kalıncaya kadar devam eder. Hz. Âişe'den şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah (s.a.s) kuşluk namazını ikiser ikiser, dört rekat olarak kılar, birinci selamdan sonra dünya sözleri konuşmazdı" (es-San'ani, Sübülü's-Selam, Kahire 1950, II, 16). Müslim'in rivayeti ise şöyledir: "Hz. Peygamber kuşluk namazını dört rekat olarak ve Allah'ın dilediği kadar ilavede bulunarak kılardı".

2. Teheccüd namazı

Yatsı namazından sonra daha uyumadan veya kısa bir uykudan sonra kalkıp kılınacak nafile namaza "gece namazı (salatül-leyl)" denir. Bir süre uyuduktan sonra, gecenin yarısından imsak vaktine kadar kalkılıp kılınırsa "teheccüd" adını alır. Teheccüd namazı iki rekattan sekizrekata kadardır. Her iki rekatta bir selam verilmesi daha faziletlidır.

Teheccüd namazı Hz. Peygamber'e farzdır. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Ey Muhammed! Gecenin bir bölümünde uyanıp, sırf sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere, Kur'an'la gece namazı kıl. Rabbinin seni Makam-ı Mahmuda erdireceğini umabilirsin" (el-Isra,17/79). Bu namaz diğer müslümanlara sünnet veya müstehap derecesindedir.

Teheccüd namazına diğer müminleri de teşvik eden ayet (bk. el-Müzzemmil, 73/20; es-Secde, 32/16; el-Furkan, 25/63, 64; ez-Zariyat, 51/17, 18; Âli Imran, 3/16, 17) ve hadisler vardır. Abdullah b. Ömer (r.a)'nın kendisini rüyada cehennemde görmesi ve bir meleğin yaklaşarak "korkma" demesini Resulullah (s.a.s)'a anlatması üzerine, Allah elçisi şöyle buyurmuştur:" Abdullah ne iyi adamdır. Fakat kalkıp gece namazı kılmayı adet edinseydi ne iyi olurdu ". Abdullah b. Ömer, bundan sonra gece uykusunu azaltmıştır. Buradan teheccüd namazına devam eden her ferdin iyi olarak anılmaya layık olduğu anlaşılır (ez-Zebidi, Sahih-ı Buhari Muhtaşarı Tecrid-i Sarıh Tercemesi, Ankara 1982, IV, 29, 30, H. No: 576). Başka bir hadiste şöyle buyurulur:

"Gece namazına devam edin. Çünkü gece namazı kılmak sizden önceki salih kulların adetidir. Rabbinize karşı bir taattır, kötülükleri örtücü ve günah işlemekten alıkoyucudur" (Tirmizi, Deavat, 101).

3. Abdest namazı

Abdestten veya gusül abdestinden sonra vakit elverişli ise, yaşlık kuruyacak kadar bir süre geçmeden iki rekat namaz kılınması menduptur. Hadiste şöyle buyurulmuştur:" Her kim abdest alır, abdesti güzel yapar, sonra kalkıp iki rekat namaz kılarsa ve bu iki rekata kalbiyle yönelirse, o kimseye cennet vacib olur" (Buhari, Vüdu, 24; Müslim, Tahare, 5, 6,17; Ebu Davud, Tahare, 65).

4. Tahiyyetül-Mescid namazı Tahiyye, selam vermek demektir. Tahiyyetül-Mescid de; mescide selam vermek anlamına gelir. Mescide ilk giren kimsenin, Mescidin Rabbine selam vermek ve O'nu yüceltmek amacıyla iki rekat namaz kılması menduptur. Bir günde, ta'lim, teallüm vb. sebeplerle bir kaç kere mescide girmek zorunda olan kimselerin bu namazı ilk girişte bir kere kılması yeterlidir.

Hadiste şöyle buyurulur: "Sizden her kim mescide girerse iki rekat namaz kılmadan oturmasın" (Buhari, Salat, 60, Teheccüd, 35; Müslim, MiŞafirin, 69, 70; Tirmizi, Salat, 118).

Bir mescide girip meşguliyetinden veya vaktin darlığından ya da kerahetinden ötürü tahiyyetül-mescid yapamayacak kimse şu duayı okumayı yeterli ve müstehap görülmüştür:

Sübhanellah vel-Hamdulillah ve la ilahe illallahü vellahu ekber"

Anlamı: "Allahı her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka hiç bir ilah yoktur. Allah herşeyden yücedir". Diğer yandan, bir mescidde her hangi bir namazı kılmak veya orada bir farzı kılmak için imama uymak niyetiyle girmek de tahiyyetül-mescid yerine geçer.

5. Istihare namazı

Istihare; bir şeyin hayırlı olanını istemek demektir. Istihare namazı, nasıl hareket edileceği bilinemeyen mübah işlerde manevi bir işarete nail olmak için kılınan iki rekatlık bir namazdır. Cabir b. Abdullah (r.a) şöyle demiştir: "Hz. Peygamber bütün işlerde bize Kur'an'dan bir sure öğretir gibi istihareyi öğretir ve şöyle buyururdu: "Sizden biri bir iş yapmak istediği vakit, farz dışında iki rekat namaz kılsın ve istihare duasını okusun" (bk. Buhari, Teheccüd, 25; Deavat, 49; Tevhid,10; Tirmizi, Vitr, 18; Ibn Mace, Ikame, I, 18; Ahmed b. Hanbel, III, 344).

Istihare duasından sonra kıbleye yönelerek yatılır, (Dua için bk. "istihare" maddesi; Hamdi Döndüren, Delilleriyle Islam Ilmihali, Istanbul 1991, 350, 351).

6. Tesbih namazı

Dört rekatlı bir namaz olup her rekatta Fatiha ve bir sure okunur. Bir veya iki selamla tamamlanır. Bu namazda üç yüz kere şu tesbih duası okunur: "Sübhanallahi vel-hamdü Lillahi ve la ilahe illallahü vellahü ekber ve !a havle vela kuvvete illa billahil-aliyyıl-azim "

Anlamı: "Allahı her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'dan başka hiç bir ilah yoktur. Allah herşeyden yücedir. Büyük ve yüce olan Allah'dan başka hiç bir güç ve kudret sahibi yoktur ".

Hz. Peygamber amcası Abbas (r.a)'a kendisini Allah'a yaklaştıracak bir ameli bildirmek için tesbih namazını talim buyurmuş ve eğer bu namazı kılarsa, günahları kum yığınları kadar çok olsa bile Allah'ın bunları mağfiret edeceğini bildirmiştir. Bu namazı her gün, bu olmazsa cuma günü, bu olmazsa ayda veya yılda bir kere, başka rivayette, ömründe bir defa kılmasını tavsiye etmiştir (Tirmizi, Vitr,19; Ibn Mace, Ikame,190; Ebu Davud, Tatavvu', 14 ve "Namaz" maddesi).

7. Hacet namazı

Dünyevi ve uhrevi isteği olan kimse abdest alır, yatsı namazından sonra iki veya dört rekat, başka bir görüşe göre on iki rekat namaz kılar, sonra Allah Teala'ya senada ve Hz. Peygambere salatü selamda bulunur, bundan sonra hacet duasını okuyup, isteğinin gerçekleşmesini Yüce Allah'dan ister.

Abdullah b. Ebi Evfa (r.a)'dan nakledildiğine göre, Rasulüllah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: Her kimin Allah'dan bir dileği olursa veya insanlardan bir isteği olursa, önce abdest alıp iki rekat namaz kılsın, sonra Allaha hamd ve senada bulunsun ve Hz. Peygambere salatü selam getirsin. Sonra şu duayı okusun: "La ilahe illallahul-halimül-kerim. Sübhanellahi Rabbil-arşil-azim. el-Hamdü lillahi Rabbil-alemin, nes'elüke mucibati rahmetike ve azaime mağfiretike vel-ganimete min külli birrin ve's-selamete min külli ismin. La teda'li zenben illa gafertehu ve la hemmen illa mezahtehu ve la hacete hiye leke rızan illa kadayteha ya erhamerrahimin ".

Anlamı: "Halim ve kerim olan Allah'dan başka ilah yoktur. Yüce arşın Rabbi olan Allah'ı tesbih ederim. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Allah'ım! Rahmetini gerektiren şeyleri, kesin affını, her iyıliği elde etmeyi, her günahtan uzak olmayı senden dilerim. Affetmediğin hiç bir günah, feraha çıkarmadığın hiç bir tasa, senin rızana uygun olan hiç bir ihtiyacı da karşılamadan bırakma. Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allahım" (Tirmizi, Vitr,17; Ibn Mace, 189; Hamdi Döndüren, a.g.e., s. 352, 353).

8. Yolculuk namazı

Bir müslümanın yola çıkacağı veya yoldan döndüğü zaman iki rekat namaz kılması menduptur. Hz. Peygamber yolculuktan gündüz kuşluk vakti döner, Mescid-i Nebevi'ye giderek iki rekat namaz kılar, orada bir süre otururdu" (bk. Buhari, Salat, 59; Cihad, 198).

9. İstiska (Yağmur İsteme) namazı

Şiddetli kuraklık hüküm süren zamanlarda yağmur duası yapılır. Çünkü Kur'an'da Nuh, Musa ve Hud peygamberlerin kavimlerine su verilmesi için yaptıkları dualardan söz edilir (bk. Nuh, 71/10-12;.el Bakara, 2/60).

Enes b. Malık (r.a)ten rivayete göre, Allah Rasulü cuma hutbesi irad ederken, şiddetli kuraklığın hüküm sürdüğünü, ürünün ve hayvanların telef olduğunu söyleyen bir adamın isteği üzerine; Allahım bize su ver, Allah'ım bize su ver" diye dua etmiştir. Bunun üzerine gökte hiç bulut yokken, birden bulutlar belirmiş ve yağmur yağmaya başlamıştır. Bir hafta süren yağmurlar afet halini almaya başlayınca, ertesi hafta aynı adamın yağmurun kesilmesini istemesi üzerine Allah'ın Resulü şöyle dua etmiştir: Allah'ım! Yağmuru üzerimize değil, çevremize, dağlara, tepelere, vadilere ve ağaçlı yerlere ver". Bu dua ile yağmur kesilmiştir (Buhari, Istiska, 6; Müslim, Istiska, 8).

Ebu Hanife'ye göre istiska; dua ve istiğfardan ibarettir. Bu yüzden bu dua özel bir namaz kılmadan ve hutbe okumadan yerine getirilebilir. Ebu Yusuf ve Imam Muhammed'e göre ise, yağmur duası namazının, ihtiyaç varsa, hazarda veya seferde kılınması menduptur. Yağmur gecikirse bu dua günler boyu tekrarlanır. Çünkü Allah Teala duada ısrarlı olanları sever (bk. el-Kasani, el-Bedayi', I, 282; Ibnül-Hümam, Fethul-Kadir, I, 437; Ibn Abidin, Reddül-Muhtar, I, 790 vd.; Hamdi Döndüren, Delilleriyle Islam Ilmihali, Istanbul 1991, s. 353 vd.).

10. Küsuf namazı Güneş tutulmasına "küsuf", ay tutulmasına "husuf" denir. Güneş tutulduğu zaman, bir beldede cuma namazını kıldıran imam, ezansız ve kametsiz olarak en az iki rekat namaz kıldırır. Ebu Hanife'ye göre bu namaz gizli, Ebu Yusuf ve Imam Muhammed'e göre açıktan kıraatla kılınır.

Hz. Peygamber güneş tutulduğu zaman iki rekat namaz kıldırmış ve arkasından şöyle buyurmuştur: "Bu olaylar Allah'ın büyüklüğünü gösteren delillerdir. Allah Teala bunlarla kullarını korkutmak istiyor. Bunları gördüğünüz zaman, en son kıldığınız farz namaz gibi namaz kılın " (Buhari, Küsuf, 1,17; Ebu Davud, Istiska, 4, 9, Sünnet, 9; Nesai, Küsuf, 5, 12, 14, 16, 24).

11. Husüf namazı Ay tutulduğu zaman müslümanların evlerinde teker teker bir halde ve küsuf namazı gibi gizli veya açıktan iki ya da dört rekat namaz kılmaları menduptur. Ebu Hanife'ye göre, bu namazın camide cemaatle kılınması sünnette yoktur. Imam Şafii ve Ahmed b. Hanbel ile bazı hadis bilginlerine göre, cemaatle kılınır.

Ay tutulması gece olabileceği için cemaatin camide toplanıp toplu namaz kılmasında güçlük vardır (el-Kasani, a.g.e., I, 282; eş-Şürünbülali, Merakı'f-Felah, 92).

Nafile veya mendup sayılan amellerin amacını eş-Şatıbi şöyle açıklar:

1. Hz. Peygamber'den sünnet olarak gelen her mendup, farz ve vacib ibadetlerin ikmali ve korunması için yardımcıdır. Çünkü nafile ibadetler insanı farzları edaya hazırlar. Nafile ibadetleri ihmal eden farzları da ihmale maruz kalır. Bazı mendupların kendi cinsinden farklı ibadet vardır. Beş vakit namazın sünnetleri, nafile oruç, nafile hac ve sadakalar gibi. Bazılarının da benzeri ibadet bulunmaz. Namaz için güzel elbise giyinmek, iftarı acele yapmak, sahuru geciktirmek gibi. Bunların da farz ibadeti desteklediği görülür. Sözgelimi, iftarı acele yapmak, sahuru geciktirmek orucu kolaylaştırır ve şahsın bu ibadeti sürekli olarak yapmasını sağlar. Allah katında, az da olsa, ibadetin sürekli olanı makbuldür.

2. Mendup tek tek değil, bütünüyle yapılması gereken bir sünnettir. Nitekim sünnet-i müekkedeleri Hz. Peygamber ara sıra terketmiştir. Bu yüzden insan bazı darlık zamanlarında terkedebilir. Kaza edilmemeleri de bunu gösterir. Ancak toptan terkedemez. Mesela; ezanı sürekli olarak terketmek caiz değildir. Bir ülkenin insanları ezanı sürekli olarak bırakmışlarsa, onlara bunu zorla okutmak gerekir. Yine bir kimse tamamen cemaati terkedemez. Çünkü Hz. Peygamber; "Bir kimse üç günden fazla cemaati terk ederse kalbi mühürlenir" (Ibn Mace, Mesacid, 17) buyurmuştur. Evlenme de böyledir... Bazı hallerde fertler evlenmeyebilir, ancak toplum olarak bunu bırakamazlar, aksi takdirde toplum yok olur (eş-Şatıbi, el-Muvafakat, Ticariye baskısı, Kahire, t.y., I, 132, 133, 151; M. Ebu Zehra, Usulül-Fıkh, t.y., 40 vd.).


Sizde içinde "Nafıle" geçen bir cümle paylaşın !


Son Aranan Kelimeler