Ramazan Bayramı Ne Demek

1-) RAMAZAN BAYRAMI



Müslümanların iki büyük bayramından biri. Ramazan ayında tutulan bir aylık orucun bitiminde Şevval ayının ilk üç günü müslümanların bayram günleridir. Ramazan bayramına, o gün fıtır sadakası verilmesinden dolayı "Fıtır bayramı" adı da verilmektedir.

Resulullah (s.a.s) Medine'ye hicret ettiği zaman Medinelilerin eğlenip neşelendiği iki bayramları vardı. Hz. Peygamber Medinelilere özgü olan, cahiliye izleri taşıyan bu bayramların yerine bütün müslümanların sevinip eğleneceği İslam'ın iki bayramını onlara haber verdi: "Allahu Teala size, kutladığınız bu iki bayramın yerine, daha hayırlısını, Ramazan bayramı ile Kurban bayramını hediye etti" (Sünen-i Ebu Davud, Salat, 239). Bayram, Ramazan çıkıp bayramın başladığı Şevval hilalini görmekle, havanın bulutlu olması durumunda da Ramazan'ı otuz gün tutmakla başlar. Ramazan'ın yirmi dokuzunda hilal görünürse, ertesi gün Şevval'in biridir ve bayram yapılır (Sünen-i Ebu Davud, 3/306).

Ramazan bayramı, bir aylık oruçtan sonra yeme-içmenin ve her türlü helal nimetten yararlanmanın mübah olduğu; müslümanların eğlenip birbirlerini ziyaret ettikleri, hediyeleştikleri; çocukların, fakirlerin ve kimsesizlerin sadaka verilerek sevindirildiği; kısaca İslami kardeşliğin toplumun her kesiminde canlı olarak yaşandığı; bütün bunlarla birlikte Allah'a karşı da sorumluluklarının bilinciyle topluca namaz kılıp birbirine nasihat ettikleri sevinç günleridir. Ramazan bayramında yapılması vacib olan fıtır sadakası vermek, bayram namazı kılmak gibi ibadetlerin yanında sünnet, müstehab olanları da vardır. Ramazan'ın ilk gününde oruç tutmak ise haramdır.

Ramazan bayramı sabahı erken kalkıp bayramın canlılığını hissetmek, diğer günlerden farklı bir gün olduğunu görmek, cünüp olsun olmasın guslederek temiz (mümkünse yeni) elbiseler giymek, pis kokulu yiyeceklerden uzak durmak, ağzı misvaklayıp fırçalamak, güzel kokular sürünmek, saçı-sakalı, tırnakları ve vücudun diğer yerlerindeki kılları sünnete uygun bir şekilde temizleyip düzene koymak, İslam'ın adabından olan güzel şeylerdir ve müstehabtır. Ayrıca fertlerin birbirine karşı diğer günlerden daha fazla güleryüzlü davranması, neşeli görünmek, topluca bayram namazına gitmek; namazdan önce varsa hurma, hurma yoksa tatlı bir şey yemek; bunun da bir, üç, beş gibi tekli olmasına dikkat etmek; namaza giderken Allah'ı zikretmek, karşılaşılan müslüman kardeşlerle selamlaşıp bayram sevincini paylaşmak, bu günü daha bir anlamlı kılacak davranışlardır ve Hz. Peygamber'in sünnetleridir. Yakın akrabaların birbirini ziyaret edip sorması, ihtiyaç içinde olanlara yardımcı olunması gerekir. Ana-babayı unutmamak, hiç olmazsa bayram günlerinde kendilerini ziyaret edip gönüllerini almak müslüman evlatların terketmemesi gereken dini bir yükümlülüktür.

Zengin olunsun fakir olunsun, bayram gününde güç yettiğince sadaka vermek, daha fazla müslümanla karşılaşıp sevinci paylaşmak için namaza gidilen yoldan gelmeyip başka bir yoldan dönmek sünnettir. Sadakaların dışında, üzerlerine vacib olan müslümanlar, bayram namazından önce "fitre" adı verilen fıtır sadakalarını verirler. Şafii, Maliki ve Hanbelilere göre sadaka-i fıtır farz, Hanefi mezhebine göre vacibdir (Tecrid-i Sarih, Tercümesi, 367). Bayram namazından sonra müslümanların birbirleriyle bayramlaşıp musafaha yapmaları, kucaklaşmaları İslam'ın hoş karşıladığı güzel geleneklerdir.

Sabah namazından sonra bayram namazına kadar hiç bir namaz kılınmaz. Bu konuda İbn Abbas'tan gelen bir rivayet şöyledir: "Nebiyyi Ekrem (s.a.s) fıtır bayramı günü yalnız iki rekat kıldırıp ondan evvel de sonra da hiç bir namaz kılmadı..." (Tecrid-i Sarih Tercümesi III, 174).

Bayram namazının cami-mescid gibi kapalı yerler yerine açık alanda, geniş ve düz bir meydanda kılınması sünnettir. Medine'ye bin arşın uzaklıkta bir yer vardı ki buraya "Musalla" adı verilmişti. Bayram namazları da burada kılınırdı. Ebu Said el-Hudri diyor ki: "Resulullah fıtır bayramı ile kurban bayramı günlerinde Musalla'ya çıkardı. İlk başladığı şey namaz olurdu. Sonra namazdan çıkıp, cemaat saflarında otururken ayakta onlara dönüp vaaz eder ve istediklerini tavsiyede bulunurdu. Abdullah b. Saib şöyle anlatır: "Resulullah (s.a.s) ile bayram namazında bulundum. Namazı bitirince; Biz hutbe okuyacağız, dinlemek isteyen otursun dinlesin, gitmek isteyen de gidebilir" buyurdu (Ebu Davud II, 225).

Bayram namazlarında ezan okunmaz. Bu konuyla ilgili pek çok hadis vardır. Ancak, halkın namazı kaçırmaması için çağrı yapılabileceği yönünde mürsel hadisler de vardır. Örneğin, "Resulullah, bayramlarda essalatü camiah (Topluca namaz kılmaya buyrunuz) diye nida etmeyi müezzine emir buyurmuşlardır... Dolayısıyla bu rivayeti kabul edip 'namaza gelin' gibi sözlerle namaza çağırmak mekruh olmaz. Ancak "Hayyaalessalah” gibi ezan cümleleriyle nida edilirse bu mekruh olur" (Tecrid-i Sarih, III, 181) diyen alimler de vardır.

Kadınların bayram namazına gidip gidemeyecekleri konusunda da farklı görüşler vardır. Peygamberimiz zamanında kadınların bayram namazına gittikleri bir çok sahih hadisle sabit olmuş bir gerçektir. Hatta şu hadis hayızlı kadınların dahi namaza durmamak şartıyla namaz yerine gidebileceklerini göstermektedir: Ümmü Atiyye'nin bildirdiğine göre "Taze, kocaya varmamış kızlara, hatta hayızlı olanlara varıncaya kadar bütün kadınlar namazgaha çıkar, o günün bereketinden nasiplenmek ümidiyle erkeklerle birlikte tekbir getirir, onlarla beraber dua ederlerdi. Yalnız, hayızlı olanlar Musallanın haricinde kalıp cemaatin tekbir ve dualarında hazır bulunurlar (namaza katılmazlardı)" (Tecrid-i Sarih, III, 183). Diğer bir rivayette İbn Abbas diyor ki: "Resulullah, kadınların hutbeyi işitmediklerini düşünerek Bilal'i alıp onların yanına geldi, onlara vaaz ederek sadaka vermelerini emretti. Kadınlar küpesini, yüzüğünü Bilal'in eteğine atıyorlardı" (Sünen-i Ebu Davud, Salat, 239,241). Bütün bunlara rağmen, ahlak ve namusa verilen değerin azaldığı, fitne ve fesadın yaygınlaştığı ortamlarda kadınların cemaate katılmayıp evlerinde durmaları İslam'ın ruhuna daha uygundur.

Ramazan bayramının tespiti kameri aylardan Şevval hilalinin görünmesiyle olduğu için, hilalin görünüp görünmediği hakkında kesin bir sonuca varılamaz da Ramazan orucunun otuzuncu günü, o günün bayram olduğu anlaşılırsa, orucu iftar edip bayram yapmak gerekir. Ancak, bayram namazı öğle vaktine kadar kılınabileceği için, eğer o günün bayram olduğu öğleden önce anlaşılmışsa, bayram namazı hemen kılınır; yok eğer öğleden sonra oruçlar açılmışsa, ilk gün bayram namazı kılınmaz. İkinci gün kılınıp kılınmayacağı konusunda İslam alimleri arasında görüş farklılığı vardır. "Bir grup insan (binek üzerinde oldukları halde) Resuluüllah'a gelerek, bir gün önce hilali gördüklerine şahitlik ediyorlardı. Resuulullah onlara, iftar etmelerini, ertesi sabah da Musalla'ya gitmelerini emretti" (Sünen-i Ebu Davud, II, 227) hadisini delil kabul eden Hanefi ve Hanbeliler, bayram namazının ikinci günü kılınabileceği görüşündedirler. Şafiiler bayram namazını sünnet kabul ettikleri için, onlara göre ikinci günü kılınmaz.

Bayramlarda eğlenmek ve hatta oyunlar oynamakta bir sakınca yoktur. Ancak, İslami kuralları, haramı, helali, utanma duygusunu, ağırbaşlılığı, israfı ve kafirlere özenip onlara benzememeyi akıldan çıkarmadan, müslüman şahsiyetine yakışır bir şekilde olmasına dikkat etmek gerekir.

Fedakar KIZMAZ


2-) Ay takvimine göre Şevval ayının ilk üç gününde kutlanan dini bayram, Şeker Bayramı.


Diğer Dillerdeki Anlamı

  • İngilizcesi İngilizce = Eid-Al-Fitr.
  • İngilizcesi İngilizce = Eid Al Fitr the Celebration of Breaking the Fast, marks the end of Ramadan.

Örnek Cümleler

  • 60 BİN KİŞİYE RET CEVABI Maaş uygulamasında Ramazan Bayramı öncesinde hesaplara 500 lira yatıran Aile Bakanlığı, dul kadınların Kurban Bayramı'na da mutlu girmesi için ödemeleri yaptı.

Sizde içinde "Ramazan Bayramı" geçen bir cümle paylaşın !


Son Aranan Kelimeler