Tebe-İ Tabiin Ne Demek

1-) hadis-i şerifle medhedilen üç nesilden üçüncüsü. İlki Eshab-ı kiramdır (radıyallahü teala anhüm). İkincisi bu büyükleri görenlerdir. Bunlara Tabiin denir. Hadis-i şerifte buyruldu ki:

İnsanların en iyisi benim asrımda bulunan Müslümanlardır (Eshab-ı kiram). Onlardan sonra en iyileri, onlardan sonra gelenlerdir (Tabiin). Onlardan sonra en iyileri, onlardan sonra gelenlerdir (Tebe-i tabiin). Onlardan sonra gelenlerde yalan yayılır. Bunların sözlerine ve işlerine inanmayınız.

Tebe-i tabiin devrinde, Eshab-ı kiramdan Tabiinin naklettiği hadis-i şerifler tasnif edilmiştir. Ayrıca Eshab-ı kiramın ve Tabiinin izahları ve fetvaları da toplanmış kitaplara geçmiştir.

Tebe-i tabiinin en meşhur alimleri şu zatlardır: Maliki mezhebinin imamı Malik bin Enes, Yahya bin Said el-Kattan, Veki’ bin Cerrah, Süfyan-ı Sevri, Süfyan bin Uyeyne, Şu’be bin Haccac, Evzai, Leys bin Sa’d ve diğerleri. (Bkz. Ehl-i Sünnet)


2-) TEBE-İ TABİÎN



Resulullah (s.a.s)'e iman etmiş olarak tabiinden bir veya birkaçıyla karşılaşan ve Müslüman olarak ölen kimseler.

Bu tabir ilk gününden itibaren Ümmet-i Muhammediyye'nin, bizzat Resulullah (s.a.s)'in mübarek ağızlarıyla hayırlılığını bildirdiği ilk üç neslin üçüncüsüdür. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

"İnsanların en hayırlısı benim asrım(daki ashabım)dır. Sonra onlara yakın olan (Tabiin)lerdir. Sonra da onlara yakın olan (Tebe-i Tabiin)lerdir" (Buhar, Fedailü Ashabi'n Nebiyy, 1; Müslim, Fedailü'l-Ashap, 210-214; Ebu Davud, Sünne, 9; Tirmizi, Fiten, 45).

"Benim ashabımın, sonra onların ardından gelen (Tabii)lerin, sonra da bunların ardından gelen (Tebe-i Tabii)lerin değerini takdir etmek bakımından benim hakkımı gözetiniz" (İbn Mace, Ahkam, 27).

"Size ashabımın, sonra onların peşinden gelenlerin, sonra da bunların peşinden gelenlerin (hakkını gözetmenizi) tavsiye ederim" (Tirmizi, Fiten, 7).

Tebe-i Tabiin, ashab ve tabiinden sonra İslam'ın, gelecek nesillere sağlam olarak aktarılmasında üstün gayret ve muvaffakiyet göstermiş bir nesildir. Bunların devri özellikle hadis tahammülü ve rivayeti usullerinin en mükemmel şekle girdiği devir sayılır. Bu devirde hadisler gelişi güzel değil, düzenli olarak toplanmış, aynı zamanda mevzularına göre bablara ayrılmış, tasnife tabi tutulmuştur. Bu konuda Ramehürmüzi şunları aktarır: Bildiğime göre hadisleri ilk tasnif eden kimse, Basra'da Rebi' b. Subeyh (ö. 160), Said b. Arube (ö. 156), Yemen'de Halid b. Cemil ve Ma'mer b. Raşid (ö. 152). Mekke'de İbn Cüreyc (ö. 150), Kufe'de Süfyan es-Sevri (ö. 161)'dir.

Şüphesiz bu devreye ait olup zamanımıza kadar intikal eden en önemli musannef eser, İmam Malik b. Enes (ö. 179)'in Muvatta' isimli eseridir (T. Koçyiğit, Hadis Usulü, s. 43).

İmam Sehavi'nin beyanına göre tebe-i tabiin nesli Hicri 220 yılında sona ermiştir. (Subhi es-Salih, Ulumü'l-Hadis ve Mustalahuh, s. 358).

Tebe-i Tabiin, hadislerin cem ve tedvini yanında Kur'an ve Sünetten çıkan ahkamın tatbikinde de tabiinden sonra en büyük çabayı gösteren nesildir. İslam hukuku bunların devrinde büyük inkişaf göstermiştir. Aralarından büyük müctehidler yetişmiş, İslam hukuku müstakil bir ilim halinde tedvin edilmeye başlanmıştır.

İslam şehirlerindeki fakih tebe-i tabiin şunlardır:

Medine'de: İbn Ebi Zi'b, Malik b. Enes, el-Macişun Abdü'l-Aziz, Süleyman b. Bilal.

Mekke'de: İbn Cüreyc, Süfyan b. Uyeyne, Nafi b. Ömer el-Kureşi, Müslim b. Halid.

Şam'da: Abdurrahman el-Evzai.

Mısır'da: Yahya b. Eyyub, Ubeydullah b. Lehia.

Yemen'de: Ma'mer b. Raşid, Abdullah b. Tavus.

Basra'da: Rebi' b. Sabik, Said b. Ebi Arube, Şu'be b. el-Haccac, Cerirr b. Hazim, Hammad b. Seleme.

Kufe'de: İbn Ebi Leyla, Süfyan es-Sevri, Haccac b. Ertat, Mis'ar b. Kedam, İbn Mesruk, Züfer b. Hüzeyl, Abdullah b. el-Mübarek, Ebu Yusuf, Muhammed b. Hasen eş-Şbeybani, Hasen b. Ziyad, Veki' b. el-Cerrah, Âfiye, Ebu Isme, Hammad b. Ebi Hanife (Ö. N. Bilmen, Hukuk-u İslamiyye ve İstılahat-ı Fıkhiyye Kamusu,I, 333-335)

Bunlar tebe-i tabiin alimleri ve en meşhurlarıdır. Bunların dışında H. 220 yılına kadar yaşayıp ashabı görenleri gören bütün mümin kitlelerdir. Bu kitlelerin tümü, Hz. Peygamber'in hadislerinde övülmüştür. Dolayısıyla saygıya layık bir nesildir.

İsmail KAYA


3-) Eshab-ı kiram, Tabiin ve Tebe-i tabiinin toplam zamanı yaklaşık iki yüz yıldır. Bu devir, Resulullah efendimiz tarafından övülmüştür. (Mevlana Halid-i Bağdadi)

Namazın, hususi hareketleri yapmak ve hususi şeyler okumak olduğu, Peygamber efendimiz tarafından bildirilmiş, kendisi de böyle kılmıştır. Eshab-ı kiramın Tabiin'e, onların da Tebe-i tabiine bildirdikleri bu hususlar her asırda bulunan İslam alimleri tarafından bizlere kadar gelmiştir. (İmam-ı Rabbani)

Tebe-i tabiinden olan ve zamanında, Kufe'nin en çok ibadet edeni diye tanınan Muhammed bin Nadr el-Harisi buyurdu ki: "İlmin evveli sükuttur. Sonra onunla uğraşmaktır. Sonra ezberlemek, sonra onunla amel etmek, sonra da başkalarına öğretmektir."

Tebe-i tabiinin büyüklerinden Süfyan bin Uyeyne hazretleri buyurdu ki: "Allahü tealayı seven, Allahü tealanın sevdiklerini de sever. Allahü tealanın sevdiklerini seven, cenab-ı Hakk'ın rızası için sever."


Sizde içinde "Tebe-İ Tabiin" geçen bir cümle paylaşın !


Son Aranan Kelimeler